Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Genel Başkanımız Deniz Baykal’ı arayarak ziyarete gelecegini söylemişti ancak Gül herhangi bir istişare yapılmadan, uzlaşma aranmadan aday gösterildi.
Meclis Başkanlığı seçiminde sergilenen tavır partimizce memnunuyetle karşılanmıştı. Cumhurbaşkanlığı adayının belirlenmesinde de benzer bir yöntemin izlenmesi beklenir hale gelmişti.
Milli Görüş geleneğinden gelen Gül’ün yakın geçmişteki pek çok yazı ve konuşması cumhuriyetin temel değerleriyle mutabık olmadığının açık göstergesidir. O kişinin cumhurbaşkanı seçilmesi cumhuriyetin temellerini sarsacaktır. Anayasa Mahkemesi üyelerini, Hakimler Savcılar Kurulu üyelerini atama ve tayin ve dolayısıyla partililerin tayin ve terfilerini ve rektörlerin atanması yetkisini eline geçiren cumhuriyet karşıtı bir kişi rejimin geleceğini tehlikeye atacaktır.
AKP’nin, Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesine Atatürk ilkelerine dayalı laik, demokratik cumhuriyete karşı bir rövanşa dönüştürdüğü görülmektedir.
Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Türkiye’nin kültürüyle, ekonomisiyle, medyasıyla ve yaşam tarzıyla bir din devletine dönüştürülmesi süreci hızlanacaktır.


